8 Ağustos 2012 Çarşamba

The Fountain (2006)

Bir insan sinema filminde ne bekler ? Tabii ki eğlenmek, filmin sonunda iyi ki seyretmişim demek ister. Senaristlerin diliyle de katarsis yaşamak ister. Ancak bunların dışında da bir amacı vardır. Seyrettiği filmi ANLAMAK. Bazı sinema filmleri ise bize bu hissi yaşamamıza izin vermez. The Fountain filmi de böyle bir filmdir. Filmi en ayık kafamla seyretmeme rağmen. Hiçbir şey anlayamadım. Yani hiçbir şeyden kastım ne anlatmak istediğidir. Filmin içindeki aksiyonu az çok anlıyorsunuz. Filmin içinde iki ayrı hikâye var biri günümüzde yaşayan Tomas ve Isabel çifti diğeri ise aynı karakterlerin oynadığı prenses ve komutanıdır. İki hikâyede de Hugh Jackman hayat ağacı/ölümsüzlük ağacı gibi bir şeyin peşinden gider. Günümüzde geçen hikâyede bu ağacı bir ilacın yapımı için kullanılır. Eski dönemde geçen hikâyede ise ölümsüzlük erişme amacı ile aranır. Günümüzde geçen hikâye çok fazla karmaşık değildir. Ancak filmin 15.yy da geçen bölümü tamamen bir muammadır. Sonuç olarak iki hikâyede de Hugh Jackman sevgilisini kurtarma amacıyla yola çıkar. Buraya kadar hiçbir sorun yok. İşte sorun buradan sonra başlıyor. Filmin gidişatı ve finali tamamen muamma. İlla ki filmi seyredenler arasında “ haa bunu demek istemiş” diyenler vardır. Ancak ben hiçbir şekilde kafamda bu taşları oturtamadım. Bazen oturmaması gerekiyor demek ki. Sonuçta Darren Aronofsky’i seyrediyorsun. Adam senelerce bu film için uğraşmış. Hollywood yatırımcılarını arkasına almış. C.Nolan’ın başladığı milyon dolarlık Batman serisini çekmeyi reddetmiş. Brad Pitt gibi bir oyuncuyu setinden kovmuş. Demek ki adamın anlatmak istediği bir şey var. O yüzden böyle filmlerde arkana yaslanıp tadını çıkaracaksın. Sembolik anlatımının içinden 1-2 bir şeyler anlamaya çalışacaksın. Misal filmde Hugh Jackman’ın kaçırılma sahnesi var. Gerçekten çok başarılı bir sahne olmuş. Bunun dışında yine insanı kendine çeken alışık olmadığımız kamera hareketlerine ve planlara sahip. Velhasıl, film anlaşılması zor amma seyir zevki güzel olan bir film. Bu tür ağır ve sanat filmlerine ilgisi olan entel abilerimizin şiddetle seyretmesini tavsiye ediyorum.
Mehmet Ali EYİENGİN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder